Sadakatin G�lgesi - Kapıdan İ�eri
Uitgelicht
|
17,47 |
Naar shop
|
|
20,00 |
Naar shop
|
|
20,00 |
Naar shop
|
Beschrijving
Bol
On be¿ yä¿nda bir çocuk, babas¿n¿n terli avucunu s¿ms¿k¿ kavram¿¿, bir askeri okulun nizamiye kap¿s¿na do¿ru yürüyor. Babas¿ terzi - elleri nas¿r bälam¿¿, s¿rt¿ e¿ile e¿ile bükülmü¿ ama bir kez olsun ¿ikâyet etmemi¿ bir adam. Annesi, dünyas¿ birkaç sokak ve üç nesneden ibaret bir kad¿n: hamurla sevgisini, mendille endi¿esini, tespihle umudunu anlat¿r. Ankara'n¿n Alt¿ndä ilçesinden, ezan sesiyle uyanan dar sokaklardan gelen bu aile, çocuklar¿n¿ devletin en görkemli kap¿lar¿ndan birinin önüne getirmi¿tir. Ama o kap¿dan geçmenin ä¿r bir bedeli vard¿r ve o bedel, bu ailenin sahip oldu¿u en de¿erli ¿eydir: kim olduklar¿n¿."Kap¿dan ¿çeri", i¿te bu kap¿n¿n önünde bäl¿yor. Bir çocuk mülakatta do¿ruyu söyledi¿i için geri çevrilir; y¿llar sonra ayn¿ kap¿ya döndü¿ünde, bu kez yalan söyleyerek geçer. Ama geçti¿i anda kaybetti¿i ¿eyin ä¿rl¿¿¿n¿ henüz bilmemektedir. O kap¿n¿n ard¿nda yepyeni bir kamuflaj hayat¿ beklemektedir: namaz¿n¿ gözleriyle k¿lmak, duas¿n¿ sessizle¿tirmek, inanc¿n¿ üniforman¿n alt¿na gömmek. "Kamuflaj" burada askeri bir terim de¿il, bir varolu¿ biçimidir - kendini saklayarak yäamak zorunda kalan bir insan¿n, zamanla "gerçek ben" ile "gizli ben" aras¿ndaki s¿n¿r¿ yitirmesinin hikâyesi.Mustafa Y¿lmaz, Türkiye'nin 1990'lardan 2016'ya uzanan en sanc¿l¿ çeyrek yüzy¿l¿n¿ büyük tarihsel analizlerle de¿il, bir mutfak masas¿n¿n yak¿nl¿¿¿yla anlat¿yor. Kütüphanede kelimesiz kurulan bir äk var bu romanda: iki insan aras¿nda parmaklar¿n bir kitap sayfas¿nda birbirine yaklämas¿yla bälayan, "çay" kelimesinin "seni dü¿ünüyorum" anlam¿na geldi¿i özel bir dil. Raf¿nda Darwin'le Gazali'yi yan yana koyan bir hocan¿n cesareti var; "dü¿ünmeyi ö¿ret, ezberi de¿il" diyen, kap¿lar¿ kilitlemeyi reddeden bir e¿itimcinin portresi. Üniversitede bäörtüsünü ç¿karmak zorunda kalan bir kad¿n¿n "Sadece kendim olarak görünmek istiyorum" feryad¿ var - yaln¿zca bir kad¿n¿n de¿il, bir ku¿ä¿n varolu¿sal ç¿¿l¿¿¿.Y¿lmaz'¿n dili ä¿r çekim gibi ilerliyor: cümleler acele etmiyor, sessizlikler diyaloglar kadar konu¿uyor. Bu yaväl¿k bir üslup tercihi oldu¿u kadar tematik bir zorunluluk - saklanan bir hayat h¿zl¿ yäanmaz. Roman¿n kad¿n karakteri Zühre, ayn¿ kamuflaj¿ farkl¿ bir cephede yäayan, ne kurban ne kahraman - sadece kendisi olmaya çal¿¿an bir kad¿n olarak esere ayr¿ bir derinlik kat¿yor. Anlat¿ yap¿s¿ da dikkat çekici: iki zaman dilimi iç içe ilerliyor; ¿imdiki zamanda kapal¿ perdelerin ard¿nda saklanan bir çiftin gergin bekleyi¿i, geçmi¿te ise onlar¿ o karanl¿¿a tä¿yan yolculuk.Bu roman, kimli¿ini gizleyerek devlete hizmet etmi¿ bir ku¿ä¿n ortak hikâyesi. Ama ayn¿ zamanda herhangi bir kimli¿ini saklamak zorunda kalm¿¿ herkesin tan¿yacä¿ bir roman. Çünkü gizlenmenin dili evrenseldir - ve bu roman, o dili edebiyata dönü¿türüyor. Son sayfada hissedilen f¿rt¿na henüz kopmam¿¿t¿r; ama okuyucu, o f¿rt¿nan¿n geldi¿ini biliyor ve kitab¿ b¿rakmas¿ imkâns¿z.
On be¿ yä¿nda bir çocuk, babas¿n¿n terli avucunu s¿ms¿k¿ kavram¿¿, bir askeri okulun nizamiye kap¿s¿na do¿ru yürüyor. Babas¿ terzi - elleri nas¿r bälam¿¿, s¿rt¿ e¿ile e¿ile bükülmü¿ ama bir kez olsun ¿ikâyet etmemi¿ bir adam. Annesi, dünyas¿ birkaç sokak ve üç nesneden ibaret bir kad¿n: hamurla sevgisini, mendille endi¿esini, tespihle umudunu anlat¿r. Ankara'n¿n Alt¿ndä ilçesinden, ezan sesiyle uyanan dar sokaklardan gelen bu aile, çocuklar¿n¿ devletin en görkemli kap¿lar¿ndan birinin önüne getirmi¿tir. Ama o kap¿dan geçmenin ä¿r bir bedeli vard¿r ve o bedel, bu ailenin sahip oldu¿u en de¿erli ¿eydir: kim olduklar¿n¿."Kap¿dan ¿çeri", i¿te bu kap¿n¿n önünde bäl¿yor. Bir çocuk mülakatta do¿ruyu söyledi¿i için geri çevrilir; y¿llar sonra ayn¿ kap¿ya döndü¿ünde, bu kez yalan söyleyerek geçer. Ama geçti¿i anda kaybetti¿i ¿eyin ä¿rl¿¿¿n¿ henüz bilmemektedir. O kap¿n¿n ard¿nda yepyeni bir kamuflaj hayat¿ beklemektedir: namaz¿n¿ gözleriyle k¿lmak, duas¿n¿ sessizle¿tirmek, inanc¿n¿ üniforman¿n alt¿na gömmek. "Kamuflaj" burada askeri bir terim de¿il, bir varolu¿ biçimidir - kendini saklayarak yäamak zorunda kalan bir insan¿n, zamanla "gerçek ben" ile "gizli ben" aras¿ndaki s¿n¿r¿ yitirmesinin hikâyesi.Mustafa Y¿lmaz, Türkiye'nin 1990'lardan 2016'ya uzanan en sanc¿l¿ çeyrek yüzy¿l¿n¿ büyük tarihsel analizlerle de¿il, bir mutfak masas¿n¿n yak¿nl¿¿¿yla anlat¿yor. Kütüphanede kelimesiz kurulan bir äk var bu romanda: iki insan aras¿nda parmaklar¿n bir kitap sayfas¿nda birbirine yaklämas¿yla bälayan, "çay" kelimesinin "seni dü¿ünüyorum" anlam¿na geldi¿i özel bir dil. Raf¿nda Darwin'le Gazali'yi yan yana koyan bir hocan¿n cesareti var; "dü¿ünmeyi ö¿ret, ezberi de¿il" diyen, kap¿lar¿ kilitlemeyi reddeden bir e¿itimcinin portresi. Üniversitede bäörtüsünü ç¿karmak zorunda kalan bir kad¿n¿n "Sadece kendim olarak görünmek istiyorum" feryad¿ var - yaln¿zca bir kad¿n¿n de¿il, bir ku¿ä¿n varolu¿sal ç¿¿l¿¿¿.Y¿lmaz'¿n dili ä¿r çekim gibi ilerliyor: cümleler acele etmiyor, sessizlikler diyaloglar kadar konu¿uyor. Bu yaväl¿k bir üslup tercihi oldu¿u kadar tematik bir zorunluluk - saklanan bir hayat h¿zl¿ yäanmaz. Roman¿n kad¿n karakteri Zühre, ayn¿ kamuflaj¿ farkl¿ bir cephede yäayan, ne kurban ne kahraman - sadece kendisi olmaya çal¿¿an bir kad¿n olarak esere ayr¿ bir derinlik kat¿yor. Anlat¿ yap¿s¿ da dikkat çekici: iki zaman dilimi iç içe ilerliyor; ¿imdiki zamanda kapal¿ perdelerin ard¿nda saklanan bir çiftin gergin bekleyi¿i, geçmi¿te ise onlar¿ o karanl¿¿a tä¿yan yolculuk.Bu roman, kimli¿ini gizleyerek devlete hizmet etmi¿ bir ku¿ä¿n ortak hikâyesi. Ama ayn¿ zamanda herhangi bir kimli¿ini saklamak zorunda kalm¿¿ herkesin tan¿yacä¿ bir roman. Çünkü gizlenmenin dili evrenseldir - ve bu roman, o dili edebiyata dönü¿türüyor. Son sayfada hissedilen f¿rt¿na henüz kopmam¿¿t¿r; ama okuyucu, o f¿rt¿nan¿n geldi¿ini biliyor ve kitab¿ b¿rakmas¿ imkâns¿z.
AmazonPagina's: 254, Paperback, Mustafa YILMAZ
Prijshistorie
* Prijshistorie bevat geen data van Amazon, Amazon Marketplace.
Prijzen voor het laatst bijgewerkt op: